Foruma hoş geldin, Ziyaretçi

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için foruma kayıt olmalı ya da giriş yapmalısınız. Foruma üye olmak tamamen ücretsizdir.

Olumlu Görüşme YENİDEN NORA...

zaza18 Çevrimdışı
12 Nis 2022
148
281
36
Cinsiyetiniz nedir?
Bay
Selamlar forumun güzel insanları :cool:

Nora’m,

Üç uzun ay… Takvimde sadece doksan gün gibi duruyor ama kalbimde bir ömür gibi geçti. Her sabah uyandığımda aklım hemen sana gidiyordu. “Acaba şimdi ne yapıyordur?” diye düşünüyordum. Gözlerimi açar açmaz zihnimde senin gülüşün, sesin, bakışların canlanıyordu. Geceleri uykuya dalamadan saatlerce tavanı seyredip kendi kendime konuşuyordum. “Keşke yanında olsaydım… Keşke o son konuşmamız farklı geçseydi…” diye düşüncelere dalıyordum. Eski mesajlarını okuyor, ses kayıtlarını dinliyor, fotoğraflarına bakıyordum… Her bakışta içimde bir şeyler sızlıyordu. Ayrılık, insanın en derin yerini kazıyor. Seni özlemek, nefes almadan yaşamaya benziyordu. Bazen sinirlendim, bazen kırıldım, bazen de “Belki de bu kadar uzun sürmemeliydi” dedim kendi kendime. Ama her öfkemin, her kırılganlığımın altında hep aynı şey vardı: Sana duyduğum derin yakınlık ve sönmeyen tutku. Ve o yakınlık, o tutku, üç ay boyunca hiç eksilmedi; aksine, yokluğunda daha da büyüdü, daha da acıttı, daha da yakıcı hale geldi.

Şimdi açıkça söylemem lazım: Bu uzun ayrılığın sorumlusu tamamen benim. Ben yaptım. Ben uzaklaştım. Ben yanlış kararlar verdim, inat ettim, gururumu öne koydum, seni bekletmeyi seçtim. Pişmanlığım o kadar büyük ki bazen gece yarısı uyanıp kendi kendime “Keşke…” diye fısıldıyorum. Keşke o gün daha yumuşak olsaydım. Keşke seni daha çok dinleseydim. Keşke korkularımı, endişelerimi, kendi içimdeki karmaşayı sana yüklemeseydim. Üç ay boyunca her sabah aynı pişmanlıkla uyandım, her gece aynı pişmanlıkla yattım. Seni kaybetme korkusuyla, seni incittiğim gerçeğiyle yaşadım. Affet beni Nora. Gerçekten affet. Çünkü bu hatanın tamamı bende. Senin hiçbir suçun yok. Sen sadece yaklaşmaya, beklemeye, sabretmeye çalıştın. Ben ise… ben yanlış yaptım. Ve bu pişmanlık, içimde hâlâ yanıyor.

Sonra o gün geldi. Kapıyı açtığında ilk saniyede zaman durdu. Gözlerimiz buluştu, üç aylık tüm eksiklik bir anda doldu. Seni karşımda görünce kalbim hızlandı, nefesim kesildi. Ellerim istemeden sana uzandı, parmaklarımız birbirine kenetlendi. Dudaklarımız yavaşça birbirini buldu, o öpücükte üç ayın tüm hasreti, tüm yakınlık, tüm tutku bir anda aktı. O an anladım ki ayrılık bizi unutturmamış, aksine daha da aç bırakmıştı. İçimde biriken tüm pişmanlık, tüm özlem, tüm yakınlık ve tutku bir anda yükseldi.

Ve sonra… yatak. Toplamda üç saat geçirdik ama aralıksız değildi. Ara ara durduk, nefeslendik, konuştuk. O aralarda yaptığım hataları, senin kalbinde bıraktığım kırıkları tek tek konuştuk. Senin ne kadar incindiğini, hangi sözlerimin, hangi davranışlarımın seni yaraladığını dinledim. Ben de nasıl düzelteceğimi, bundan sonra neleri değiştireceğimi, neleri asla tekrar etmeyeceğimi anlattım. Söz verdim. Gerçekten söz verdim. Sonra yine birbirimize döndük. Seni yavaşça kendime çektim, teninin sıcaklığını yeniden hissettim. Ellerim saçlarında gezerken o tanıdık kokuyu derin derin içime çektim… defalarca. Saçlarının kokusu üç ay boyunca özlediğim her şeyi bir anda geri getirdi. Öpücüklerimiz uzun, derin ve tutkulu oldu; sarımlarımız sıkı, bakışlarımız dolu. Bedenlerimiz birbirini hatırladı, birbirine uyum sağladı. Bazen yavaş ve şefkatli, bazen daha coşkulu ve ateşli… Ama her anında hem derin bir yakınlık hem de bastırılamayan bir tutku, bir sıcaklık vardı. Seni kendime çektiğimde, senin de bana sarıldığında, nefeslerimiz birbirine karıştığında… o anlar sadece bedensel bir yakınlık değildi. İçimde biriken pişmanlığı, özlemi, minneti ve tutkuyu bir arada taşıyordu. Üç saat yetmedi. Daha fazla kalmak, daha fazla dokunmak, daha fazla senin yanında olmak, o ateşi ve o sıcaklığı daha uzun süre hissetmek istedim. Çünkü seninle olmak, sadece bedeni değil, ruhu da yatıştırıyor, iyileştiriyor ve yeniden alevlendiriyor.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ o üç saatin sıcaklığı ve tutkusu üzerimde. Hâlâ senin nefesini, gülüşünü, bana bakışını, teninin yumuşaklığını ve özellikle saçlarının kokusunu hissediyorum. Teşekkür ederim Nora. Teşekkür ederim o üç ayı sabrettiğin için, kapıyı yine açtığın için, kendini bana yeniden bıraktığın için, o yakınlığı, o sıcaklığı ve o tutkuyu benimle paylaştığın için. Teşekkür ederim bana bir şans daha verdiğin için. Seninle her buluşma, her sarılma, her bakış, her öpücük… bana hayatı, affedilmeyi, yeniden başlayabilmeyi ve bu yakınlığın, bu tutkunun ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.

Herkes hata yapabilir. Ben de yaptım, belki yine yapacağım. Ama affedilecek hatalar vardır; yakınlıkla, sabırla, tutkuyla, birbirine bağlı kalarak affedilenler. Üç aylık o uzun ayrılık da benim hatamdı. Senin hiçbir payın yok. Ben pişmanım, gerçekten çok pişmanım. Ve sen yine de oradaydın. Yine de kapıyı açtın. Yine de bana o yakınlığı, o sıcaklığı ve o ateşi verdin.

İyi ki sen varsın Nora.

💕
 
burgazliugur Çevrimdışı
1 Ağu 2026
121
90
57
Cinsiyetiniz nedir?
Bay
Selamlar forumun güzel insanları :cool:

Nora’m,

Üç uzun ay… Takvimde sadece doksan gün gibi duruyor ama kalbimde bir ömür gibi geçti. Her sabah uyandığımda aklım hemen sana gidiyordu. “Acaba şimdi ne yapıyordur?” diye düşünüyordum. Gözlerimi açar açmaz zihnimde senin gülüşün, sesin, bakışların canlanıyordu. Geceleri uykuya dalamadan saatlerce tavanı seyredip kendi kendime konuşuyordum. “Keşke yanında olsaydım… Keşke o son konuşmamız farklı geçseydi…” diye düşüncelere dalıyordum. Eski mesajlarını okuyor, ses kayıtlarını dinliyor, fotoğraflarına bakıyordum… Her bakışta içimde bir şeyler sızlıyordu. Ayrılık, insanın en derin yerini kazıyor. Seni özlemek, nefes almadan yaşamaya benziyordu. Bazen sinirlendim, bazen kırıldım, bazen de “Belki de bu kadar uzun sürmemeliydi” dedim kendi kendime. Ama her öfkemin, her kırılganlığımın altında hep aynı şey vardı: Sana duyduğum derin yakınlık ve sönmeyen tutku. Ve o yakınlık, o tutku, üç ay boyunca hiç eksilmedi; aksine, yokluğunda daha da büyüdü, daha da acıttı, daha da yakıcı hale geldi.

Şimdi açıkça söylemem lazım: Bu uzun ayrılığın sorumlusu tamamen benim. Ben yaptım. Ben uzaklaştım. Ben yanlış kararlar verdim, inat ettim, gururumu öne koydum, seni bekletmeyi seçtim. Pişmanlığım o kadar büyük ki bazen gece yarısı uyanıp kendi kendime “Keşke…” diye fısıldıyorum. Keşke o gün daha yumuşak olsaydım. Keşke seni daha çok dinleseydim. Keşke korkularımı, endişelerimi, kendi içimdeki karmaşayı sana yüklemeseydim. Üç ay boyunca her sabah aynı pişmanlıkla uyandım, her gece aynı pişmanlıkla yattım. Seni kaybetme korkusuyla, seni incittiğim gerçeğiyle yaşadım. Affet beni Nora. Gerçekten affet. Çünkü bu hatanın tamamı bende. Senin hiçbir suçun yok. Sen sadece yaklaşmaya, beklemeye, sabretmeye çalıştın. Ben ise… ben yanlış yaptım. Ve bu pişmanlık, içimde hâlâ yanıyor.

Sonra o gün geldi. Kapıyı açtığında ilk saniyede zaman durdu. Gözlerimiz buluştu, üç aylık tüm eksiklik bir anda doldu. Seni karşımda görünce kalbim hızlandı, nefesim kesildi. Ellerim istemeden sana uzandı, parmaklarımız birbirine kenetlendi. Dudaklarımız yavaşça birbirini buldu, o öpücükte üç ayın tüm hasreti, tüm yakınlık, tüm tutku bir anda aktı. O an anladım ki ayrılık bizi unutturmamış, aksine daha da aç bırakmıştı. İçimde biriken tüm pişmanlık, tüm özlem, tüm yakınlık ve tutku bir anda yükseldi.

Ve sonra… yatak. Toplamda üç saat geçirdik ama aralıksız değildi. Ara ara durduk, nefeslendik, konuştuk. O aralarda yaptığım hataları, senin kalbinde bıraktığım kırıkları tek tek konuştuk. Senin ne kadar incindiğini, hangi sözlerimin, hangi davranışlarımın seni yaraladığını dinledim. Ben de nasıl düzelteceğimi, bundan sonra neleri değiştireceğimi, neleri asla tekrar etmeyeceğimi anlattım. Söz verdim. Gerçekten söz verdim. Sonra yine birbirimize döndük. Seni yavaşça kendime çektim, teninin sıcaklığını yeniden hissettim. Ellerim saçlarında gezerken o tanıdık kokuyu derin derin içime çektim… defalarca. Saçlarının kokusu üç ay boyunca özlediğim her şeyi bir anda geri getirdi. Öpücüklerimiz uzun, derin ve tutkulu oldu; sarımlarımız sıkı, bakışlarımız dolu. Bedenlerimiz birbirini hatırladı, birbirine uyum sağladı. Bazen yavaş ve şefkatli, bazen daha coşkulu ve ateşli… Ama her anında hem derin bir yakınlık hem de bastırılamayan bir tutku, bir sıcaklık vardı. Seni kendime çektiğimde, senin de bana sarıldığında, nefeslerimiz birbirine karıştığında… o anlar sadece bedensel bir yakınlık değildi. İçimde biriken pişmanlığı, özlemi, minneti ve tutkuyu bir arada taşıyordu. Üç saat yetmedi. Daha fazla kalmak, daha fazla dokunmak, daha fazla senin yanında olmak, o ateşi ve o sıcaklığı daha uzun süre hissetmek istedim. Çünkü seninle olmak, sadece bedeni değil, ruhu da yatıştırıyor, iyileştiriyor ve yeniden alevlendiriyor.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ o üç saatin sıcaklığı ve tutkusu üzerimde. Hâlâ senin nefesini, gülüşünü, bana bakışını, teninin yumuşaklığını ve özellikle saçlarının kokusunu hissediyorum. Teşekkür ederim Nora. Teşekkür ederim o üç ayı sabrettiğin için, kapıyı yine açtığın için, kendini bana yeniden bıraktığın için, o yakınlığı, o sıcaklığı ve o tutkuyu benimle paylaştığın için. Teşekkür ederim bana bir şans daha verdiğin için. Seninle her buluşma, her sarılma, her bakış, her öpücük… bana hayatı, affedilmeyi, yeniden başlayabilmeyi ve bu yakınlığın, bu tutkunun ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.

Herkes hata yapabilir. Ben de yaptım, belki yine yapacağım. Ama affedilecek hatalar vardır; yakınlıkla, sabırla, tutkuyla, birbirine bağlı kalarak affedilenler. Üç aylık o uzun ayrılık da benim hatamdı. Senin hiçbir payın yok. Ben pişmanım, gerçekten çok pişmanım. Ve sen yine de oradaydın. Yine de kapıyı açtın. Yine de bana o yakınlığı, o sıcaklığı ve o ateşi verdin.

İyi ki sen varsın N
 
Oktayca Çevrimiçi

Oktayca

Gecenin karanlık gölgesindeyiz. ✌️
29 Ağu 2021
3,524
3,049
Cinsiyetiniz nedir?
Bay
Selamlar forumun güzel insanları :cool:

Nora’m,

Üç uzun ay… Takvimde sadece doksan gün gibi duruyor ama kalbimde bir ömür gibi geçti. Her sabah uyandığımda aklım hemen sana gidiyordu. “Acaba şimdi ne yapıyordur?” diye düşünüyordum. Gözlerimi açar açmaz zihnimde senin gülüşün, sesin, bakışların canlanıyordu. Geceleri uykuya dalamadan saatlerce tavanı seyredip kendi kendime konuşuyordum. “Keşke yanında olsaydım… Keşke o son konuşmamız farklı geçseydi…” diye düşüncelere dalıyordum. Eski mesajlarını okuyor, ses kayıtlarını dinliyor, fotoğraflarına bakıyordum… Her bakışta içimde bir şeyler sızlıyordu. Ayrılık, insanın en derin yerini kazıyor. Seni özlemek, nefes almadan yaşamaya benziyordu. Bazen sinirlendim, bazen kırıldım, bazen de “Belki de bu kadar uzun sürmemeliydi” dedim kendi kendime. Ama her öfkemin, her kırılganlığımın altında hep aynı şey vardı: Sana duyduğum derin yakınlık ve sönmeyen tutku. Ve o yakınlık, o tutku, üç ay boyunca hiç eksilmedi; aksine, yokluğunda daha da büyüdü, daha da acıttı, daha da yakıcı hale geldi.

Şimdi açıkça söylemem lazım: Bu uzun ayrılığın sorumlusu tamamen benim. Ben yaptım. Ben uzaklaştım. Ben yanlış kararlar verdim, inat ettim, gururumu öne koydum, seni bekletmeyi seçtim. Pişmanlığım o kadar büyük ki bazen gece yarısı uyanıp kendi kendime “Keşke…” diye fısıldıyorum. Keşke o gün daha yumuşak olsaydım. Keşke seni daha çok dinleseydim. Keşke korkularımı, endişelerimi, kendi içimdeki karmaşayı sana yüklemeseydim. Üç ay boyunca her sabah aynı pişmanlıkla uyandım, her gece aynı pişmanlıkla yattım. Seni kaybetme korkusuyla, seni incittiğim gerçeğiyle yaşadım. Affet beni Nora. Gerçekten affet. Çünkü bu hatanın tamamı bende. Senin hiçbir suçun yok. Sen sadece yaklaşmaya, beklemeye, sabretmeye çalıştın. Ben ise… ben yanlış yaptım. Ve bu pişmanlık, içimde hâlâ yanıyor.

Sonra o gün geldi. Kapıyı açtığında ilk saniyede zaman durdu. Gözlerimiz buluştu, üç aylık tüm eksiklik bir anda doldu. Seni karşımda görünce kalbim hızlandı, nefesim kesildi. Ellerim istemeden sana uzandı, parmaklarımız birbirine kenetlendi. Dudaklarımız yavaşça birbirini buldu, o öpücükte üç ayın tüm hasreti, tüm yakınlık, tüm tutku bir anda aktı. O an anladım ki ayrılık bizi unutturmamış, aksine daha da aç bırakmıştı. İçimde biriken tüm pişmanlık, tüm özlem, tüm yakınlık ve tutku bir anda yükseldi.

Ve sonra… yatak. Toplamda üç saat geçirdik ama aralıksız değildi. Ara ara durduk, nefeslendik, konuştuk. O aralarda yaptığım hataları, senin kalbinde bıraktığım kırıkları tek tek konuştuk. Senin ne kadar incindiğini, hangi sözlerimin, hangi davranışlarımın seni yaraladığını dinledim. Ben de nasıl düzelteceğimi, bundan sonra neleri değiştireceğimi, neleri asla tekrar etmeyeceğimi anlattım. Söz verdim. Gerçekten söz verdim. Sonra yine birbirimize döndük. Seni yavaşça kendime çektim, teninin sıcaklığını yeniden hissettim. Ellerim saçlarında gezerken o tanıdık kokuyu derin derin içime çektim… defalarca. Saçlarının kokusu üç ay boyunca özlediğim her şeyi bir anda geri getirdi. Öpücüklerimiz uzun, derin ve tutkulu oldu; sarımlarımız sıkı, bakışlarımız dolu. Bedenlerimiz birbirini hatırladı, birbirine uyum sağladı. Bazen yavaş ve şefkatli, bazen daha coşkulu ve ateşli… Ama her anında hem derin bir yakınlık hem de bastırılamayan bir tutku, bir sıcaklık vardı. Seni kendime çektiğimde, senin de bana sarıldığında, nefeslerimiz birbirine karıştığında… o anlar sadece bedensel bir yakınlık değildi. İçimde biriken pişmanlığı, özlemi, minneti ve tutkuyu bir arada taşıyordu. Üç saat yetmedi. Daha fazla kalmak, daha fazla dokunmak, daha fazla senin yanında olmak, o ateşi ve o sıcaklığı daha uzun süre hissetmek istedim. Çünkü seninle olmak, sadece bedeni değil, ruhu da yatıştırıyor, iyileştiriyor ve yeniden alevlendiriyor.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ o üç saatin sıcaklığı ve tutkusu üzerimde. Hâlâ senin nefesini, gülüşünü, bana bakışını, teninin yumuşaklığını ve özellikle saçlarının kokusunu hissediyorum. Teşekkür ederim Nora. Teşekkür ederim o üç ayı sabrettiğin için, kapıyı yine açtığın için, kendini bana yeniden bıraktığın için, o yakınlığı, o sıcaklığı ve o tutkuyu benimle paylaştığın için. Teşekkür ederim bana bir şans daha verdiğin için. Seninle her buluşma, her sarılma, her bakış, her öpücük… bana hayatı, affedilmeyi, yeniden başlayabilmeyi ve bu yakınlığın, bu tutkunun ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.

Herkes hata yapabilir. Ben de yaptım, belki yine yapacağım. Ama affedilecek hatalar vardır; yakınlıkla, sabırla, tutkuyla, birbirine bağlı kalarak affedilenler. Üç aylık o uzun ayrılık da benim hatamdı. Senin hiçbir payın yok. Ben pişmanım, gerçekten çok pişmanım. Ve sen yine de oradaydın. Yine de kapıyı açtın. Yine de bana o yakınlığı, o sıcaklığı ve o ateşi verdin.

İyi ki sen varsın Nora.


💕
Güzel eğlenceli anlatım ve paylaşım için teşekkürler tebrikler sizlere keyifli sevişmeler diliyorum.😉🥰✌️
 
Tüm sayfalar yüklendi.

Forumdan daha fazla yararlanmak için giriş yapın yada üye olun!

Forumdan daha fazla yararlanmak için giriş yapın veya kayıt olun!

Kayıt ol

Forumda bir hesap oluşturmak tamamen ücretsizdir.

Şimdi kayıt ol
Giriş yap

Eğer bir hesabınız var ise lütfen giriş yapın

Giriş yap

Tema düzenleyici

Tema özelletirmeleri

Grafik arka planlar

Granit arka planlar