- 23 Eki 2025
- 146
- 200
- 26
- Cinsiyetiniz nedir?
- Bay
Selamlar, Prenses Merida…
Uzak diyarlardan, yüksek tepelerden aşılarak yollara revan olunmuştu. Amaç oldukça basitti fakat gerçekleştirilmesi bir hayli zordu. Kuledeki Prenses kurtarılacaktı. Amansız uçsuz bucaksın yollar geçildi. Sis perdeleri aralandı, hedef önümdeydi. Kule merdivenleri büyük bir sevinçle ikişer üçer çıkılarak arşınlanmıştı.
Beklenen an gelmiş kapı yarıya kadar açılmış adeta hipnotize edercesine içeriye çekiyordu. İşte o zaman ana karakter asıl kurtarılması gereken kişinin kendisi olduğunu anlamıştı. Bunlar ana karakterin son anlarıydı...
Neresinden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum. Saçlarının kıvır kıvır güzelliğinden mi bahsetsem, inanılmaz bir renk paletinden çıkmışçasına olan gözlerinden mi, fiziğinin/endamının zarifliğinden mi, sesinin bıcır bıcır oluşundan mı yoksa işveli cilveli edalı hallerinden mi...
Yanında geçirdiğim her andan oldukça keyif aldım. Sohbetinden, muhabbetinden, yatak kısmından (masaj kısmı hariç çünkü benden faydalandın. Masumiyetimi kaybettim, mağdurum(!))

Yanıma sokulup o bıcır bıcır manita dedikleri gibi birbirimiz üzerinde ellerimizin, dudaklarımızın gezinip, kavuşması. Bunun tarifi ancak tekrar yaşayarak tadabilirim. Gözlerini gözlerimden ayırmadan süzmen zaman zaman 'ne, ne oldu, aklından ne geçiyor?' diye sataşman, bir de şap şup vuruyor oluşun

Muzip çocuklar gibi şen şakrak hallerine ziyadesiyle bayıldım. O ses tonundaki yaramazlık, cilveli haller hala kulaklarımda ve uzun süre gitmeyecek.
Oral yaparken ki iştahlı iştahlı hallerin, öptüğün dokunduğun yerler... Halen aklıma geldikçe içim karıncalanmıyor değil. Ama benim için en unutulmazlardan birisi üzerime gelişindeki yüzün. Saçlar toplanmış, dudaklar olabildiğince baştan çıkarıcı ve o kışkırtıcı gözlerinle süzüşün...
O kadar güzel ıslandık, o kadar yoğun seviştik ki resmen bir savaş verdik. İkimizde keyiflendikten sonra ki yatakta birbirimizi çekip uzanmamız. Senin yaramazlık ve tacizlerine karşılık verdiğim anlar. (Burada belki önce ben başlatmış olabilir.
)
Tabii masaj faslını açmadan edemeyeceğim. Nasıl yaramazsın nasıl tacizci eyvah ki eyvah. Elin gözün hep mi yaramazlık derdinde olur. (!)
Tenin o kadar sıkı ve yumuşak ki, bal dök yala. Zor tuttum kendimi, sabır testiydi benim için. İrademin bu kadar kuvvetli olduğunu bilmiyordum. Bir de yüz üstü uzanıp ayaklarını sallayışın yok mu... Tenis maçı izler gibi izledim. Artık dayanamayıp kedi gibi saldırdım. Bu da senin hatan beni buna zorladın. Yoksa ben çok sakin bir şekilde duruyordum...
Tabii hazır masaj faslındayken çarliston, washington muhabbetini hatırlatmadan geçmeyeceğim. (arkana dönüp 'bana biber dedin terbiyesiz' deyişine hala kahkaha atıyorum.)
Asıl önemli nokta çerez yemen, Allah'ım bir insan bu kadar mı güzel çerez yer. Çerezi nasıl şapırdatarak yedin anlatır mısın?
Son sözlerime geçmeden önce geçmişi değiştiremeyiz ama geleceğe yön verebiliriz. Bugün için bir şey yapamayız ama yarına daha çok var.
İyi ki seni tanıdım, iyi ki beni kabul ettin. Umarım bütün güzellikler seni bulur, aklındaki ve kalbindeki şeyleri bir an önce gerçekleştirirsin. En kısa zamanda tekrar bir araya gelmek dileğiyle...
Son sözüm sana @Antmann artık bünyem tek başına uzun yolu kaldırmıyor. En son yol kenarındaki tabelalarla konuşurken buldum kendimi. Akılcılık ve delilik arasındaki ince çizgide ilerliyorum. Tek başına yol geçmiyor. Geri dön...
Vesselam...
Uzak diyarlardan, yüksek tepelerden aşılarak yollara revan olunmuştu. Amaç oldukça basitti fakat gerçekleştirilmesi bir hayli zordu. Kuledeki Prenses kurtarılacaktı. Amansız uçsuz bucaksın yollar geçildi. Sis perdeleri aralandı, hedef önümdeydi. Kule merdivenleri büyük bir sevinçle ikişer üçer çıkılarak arşınlanmıştı.
Beklenen an gelmiş kapı yarıya kadar açılmış adeta hipnotize edercesine içeriye çekiyordu. İşte o zaman ana karakter asıl kurtarılması gereken kişinin kendisi olduğunu anlamıştı. Bunlar ana karakterin son anlarıydı...
Neresinden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum. Saçlarının kıvır kıvır güzelliğinden mi bahsetsem, inanılmaz bir renk paletinden çıkmışçasına olan gözlerinden mi, fiziğinin/endamının zarifliğinden mi, sesinin bıcır bıcır oluşundan mı yoksa işveli cilveli edalı hallerinden mi...
Yanında geçirdiğim her andan oldukça keyif aldım. Sohbetinden, muhabbetinden, yatak kısmından (masaj kısmı hariç çünkü benden faydalandın. Masumiyetimi kaybettim, mağdurum(!))
Yanıma sokulup o bıcır bıcır manita dedikleri gibi birbirimiz üzerinde ellerimizin, dudaklarımızın gezinip, kavuşması. Bunun tarifi ancak tekrar yaşayarak tadabilirim. Gözlerini gözlerimden ayırmadan süzmen zaman zaman 'ne, ne oldu, aklından ne geçiyor?' diye sataşman, bir de şap şup vuruyor oluşun
Muzip çocuklar gibi şen şakrak hallerine ziyadesiyle bayıldım. O ses tonundaki yaramazlık, cilveli haller hala kulaklarımda ve uzun süre gitmeyecek.
Oral yaparken ki iştahlı iştahlı hallerin, öptüğün dokunduğun yerler... Halen aklıma geldikçe içim karıncalanmıyor değil. Ama benim için en unutulmazlardan birisi üzerime gelişindeki yüzün. Saçlar toplanmış, dudaklar olabildiğince baştan çıkarıcı ve o kışkırtıcı gözlerinle süzüşün...
O kadar güzel ıslandık, o kadar yoğun seviştik ki resmen bir savaş verdik. İkimizde keyiflendikten sonra ki yatakta birbirimizi çekip uzanmamız. Senin yaramazlık ve tacizlerine karşılık verdiğim anlar. (Burada belki önce ben başlatmış olabilir.
Tabii masaj faslını açmadan edemeyeceğim. Nasıl yaramazsın nasıl tacizci eyvah ki eyvah. Elin gözün hep mi yaramazlık derdinde olur. (!)
Tenin o kadar sıkı ve yumuşak ki, bal dök yala. Zor tuttum kendimi, sabır testiydi benim için. İrademin bu kadar kuvvetli olduğunu bilmiyordum. Bir de yüz üstü uzanıp ayaklarını sallayışın yok mu... Tenis maçı izler gibi izledim. Artık dayanamayıp kedi gibi saldırdım. Bu da senin hatan beni buna zorladın. Yoksa ben çok sakin bir şekilde duruyordum...
Tabii hazır masaj faslındayken çarliston, washington muhabbetini hatırlatmadan geçmeyeceğim. (arkana dönüp 'bana biber dedin terbiyesiz' deyişine hala kahkaha atıyorum.)
Asıl önemli nokta çerez yemen, Allah'ım bir insan bu kadar mı güzel çerez yer. Çerezi nasıl şapırdatarak yedin anlatır mısın?
Son sözlerime geçmeden önce geçmişi değiştiremeyiz ama geleceğe yön verebiliriz. Bugün için bir şey yapamayız ama yarına daha çok var.
İyi ki seni tanıdım, iyi ki beni kabul ettin. Umarım bütün güzellikler seni bulur, aklındaki ve kalbindeki şeyleri bir an önce gerçekleştirirsin. En kısa zamanda tekrar bir araya gelmek dileğiyle...
Son sözüm sana @Antmann artık bünyem tek başına uzun yolu kaldırmıyor. En son yol kenarındaki tabelalarla konuşurken buldum kendimi. Akılcılık ve delilik arasındaki ince çizgide ilerliyorum. Tek başına yol geçmiyor. Geri dön...
Vesselam...
Son düzenleme:



































