Bu mu kazanan şiir? Siz akılda kalıcı birşey aramıyor muydunuz? İnfitimezal ne bihal ne ilk defa duyduğum kelimeler.Yazan kendi bile unutur 1 saat sonra yazığı şeyi. Ben bu şiiri okuduğumda ne sizle ilgili bir şey çağrışıyor kafamda ne de şairin ne anlatmak istediğine kafam yoruluyor. Lirikalite yok. Neye gere seçtiğinizi merak ettim doğrusu
Üstad, eleştirilerinize hiç bir diyeceğim yok, şair değiliz nihayetinde. Lakin direkt benimle ilgili olarak beyan ettiğiniz "Yazan kendi bile unutur 1 saat sonra yazığı şeyi" şeklindeki önyargılı yorumunuzla ilgili söz hakkım var.
Beni tanımaz etmezsiniz. Neye ilgi duyarım, edebi geçmişim var mıdır, varsa ne tür bir dil kullanırım, neyi aklımda nasıl tutarım, bilemezsiniz. Bu sebeple bu yargınız isabetsiz. Anlatayım.
Lise yıllarından beri arkadaşlarımızla mesajlaşmalarımızda kullandığımız bir yöntem aslında bu. Aksortiş değil ama, nüktedan şiirler yazarak bibirimize mesajlar atıp iletişimde olmak bizim bir pratiğimiz. Zaman zaman eski dil kullanarak yazdığımız (zaman zaman absürt) şiirler de oluyor ki bu işin başlangıcı bir gün lise son sınıfttaydı sanırım, edebiyat dersinde gördüğümüz, Yahya Kemal Beyatlı'ya ait aşağıdaki şiirle oynamalar ve hatta besteler yaparak başlamıştık.
AKŞAM MÛSIKÎSİ
Kandilli'de, eski bahçelerde,
Akşam kapanınca perde perde,
Bir hatıra zevki var kederde.
Artık ne gelen, ne beklenen var;
Tenhâ yolun ortasında rüzgâr
Teşrin yapraklarıyle oynar.
Gittikçe derinleşir saatler,
Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer
Sessizlik dâima ilerler.
Ürperme verir hayâle sık sık,
Hep bir kapıdan giren karanlık,
Çok belli ayak sesinden artık.
Gözlerden uzaklaşınca dünyâ
Bin bir geceden birinde gûyâ
Başlar rü'yâ içinde rü'yâ.
Bu şiiri değiştire değiştire, zamanla kendi şiirlerimizi yaza yaza epey bir pratiğe kavuştuk. Yani bu eski dil, bu format, bu nüktedan dil bu pratikten gelir. Bugün halen liseden kalan bir kaç arkadaşımla bu şekilde whatsap'tan mesajlar atarız arada.
Ha bir de bazı teknik kelimeler vardır ki, bunlar da zaman içerisindeki pratiklerdir. Örneğin infinitezimal (siz infitimezal demişsiniz gerçi ama doğrusu budur) matematikte sıfıra yakın en küçük olasılık demektir, bu da üni yıllarımdaki yüksek matematik dersinden aklımda kalmış absürt bir terimidir.
Yani bunların hiç biri benim için 1 saat sonra unutacağım şeyler değildir, aksine özlem duyduğum zamanlarıma ait esintiler içerir.
Bunca uzun açıklamaları neden yaptım?
Birincisi; ön yargı gerçekten sevmediğim bir şey ve burada biraz haksızlık yaptığınızı düşündüm.
İkincisi; anılarımı canlandırmak hoşuma gitti vesileyle. Sağolasın.