- 26 Ocak 2025
- 70
- 167
- Cinsiyetiniz nedir?
- Bay
Yağmurlu bir İstanbul gününde, şehrin her köşesi grinin bin tonuna teslim olmuşken, ümitsizlik ile yoğrulan hayatların getirmiş olduğu yılgın ve yorgun biçarelik bin kat daha etkili hissedilirken, Sevgili @DORA MOON ‘dan yazdığım kelimelere ansızın ve de beklenmedik şekilde samimi ve sıcak bir yanıt aldım. Her ne kadar hava buhran koksa da dışarıda, bu cevabın gelişi ile içimdeki renkler bir bir ve de usulca geri döndü. Gökyüzü ağlarken bile içimi bir sıcaklık sardı; çünkü sen oradaydın, ulaşabileceğim çok kısa mesafede.. Uzunca bir süredir gözlemlediğim ve fakat fırsat bulamadığım, paylaşımlarına arada “adaş” diye takıldığım bu güzellik ile karşılaşacak olmanın hissedilir heyecanı artık benden taşmak üzereydi. Son dakikada gelen o zarif ve kesin “tamam” cevabın, sadece bir buluşmayı değil, içimde biriken özlemin çatlayan kabuğunu da müjdeliyordu.
Adres yakın, muhitin kolayca bulunur düzeyde idi. Bu andaki yönlendirmen, zamanlaman çok yerindeydi. Birkaç tarif ve kolayca giriş ile az sonra karşılaşacağım manzara karşısında içimdeki derin heyecan anbean katlanıyordu.
Ve kapıyı açtığında sana bakmak…öyle kolay değil belki sıradan bir insanın düşündüğü gibi.. Hayat duruyor bende o anda. Gözlerin… tarifsizdi. Bir bakışta insanın savunmasını düşüren, içinde hem şefkati hem kararlılığı taşıyan, derin ve çarpıcı. Bazen sessizce, bazen gülümseyerek söylüyorsun her şeyi. Bakışlarınla konuşuyorsun. Ve ben her defasında yeniden dinliyorum seni, sadece gözlerinle bakışıyorum, konuşuyorum gibi.
Saçların, yağmurdan kaçarken rüzgarla birlikte hafifçe savruluyor gibi, sürekli yüze düşen perçemleri kaldırmakla uğraştırıyor seni. O anda zaman yine duruyor. Rüyayı değil gerçeği yaşadığımı hissediyorum. Varlığınla. Tenin, tene dokunmadan hissettiği bir sıcaklık gibi. Alevleniyorum. Sessiz ama güçlü. Zarif ama etkileyici. Kalabalığın içinde bile seni seçerim bu hisle, çünkü yürüyüşünde bile bir duruluk mevcut. Kararsızlığa hiç yer yok sende. Ne istediğini bilen bir bilgelik taşıyorsun gözlerinde, tavırlarında. Ve de zeka beraberinde de ince bir akıl.
Ev ortamın yeni, senin tabirinle mütevazi ve fakat her bir köşesi özenilmiş, eksikler varsın olsun batmıyor neticede hiç bir şey gözüne insanın. Temizlik, ortamdaki rahatlık, içilen onca sigaraya rağmen hava temizleyicin, bunlar hep ince bir özenin parçası. Duble Türk kahvesi ikramın nadide, temizliğin, nefis kokun, kremlerin her biri ayrı ayrı düşünülmüş, içine çekilesi zerafet sahibi bir kadının olmazsa olmazları.
Özel anların, isteğin, arzun, ben odaklı davranman, isteklerimi ön planda tutman, hep bana odaklanman ve de tenin tene değdiği o vakitlerdeki ihtişamın ve de şehvetli bakışların muazzam. Kişi, kişinin aynası işte. Dediğimiz gibi ne verirsen, onu alırsın hep bu hayatta.
Yanındayken zamanın hızlı akmasından söz etmiştim sana… Ama daha doğrusu şu: Su bile yanında yavaş kalıyor. Çünkü seninle geçen 3 saatin her dakikası, içi anlamla dolu birer anıya dönüşüyor. Sözlerinle değil sadece, varlığınla iz bırakıyorsun. Gülüşün, ince bir yağmur sonrası açan bahar güneşi gibi. Parlak ama yakmayan. Sadece içini ısıtan.
Ve sonra o sadelik... Küçük detayları fark edişin, düşünceli hâllerin, bazen dalışların.. Yalnızca kendini değil, karşısındakini de taşıyan bir zarafetin var. Bu yüzden yanında olmak, sadece bir yakınlık değil, bir bütünlük, ki tamamlanıyor seninle.
Sen güçlü bir ruhsun. Vazgeçmeyen, dağılıp savrulmayan… Odağını hiç kaybetmeden yürüyen bir karakter. Hayranlık uyandıran bir tutarlılık. Sadece güzelliğinle değil, derinliğinle etkiliyorsun. Bu şehirde binlerce yüz var ama senin auran... dokunmadan sarıyor insanı.
O yağmurlu İstanbul gününde birlikte olabilmek sadece bir tevafuk değil, yazılmış bir sayfa, bir kaderdi sanki. O büyü, seninle tamamlanmış oldu. Dönüş yolumdaki her bir damlada yeniden hatırladım yaşananları. Çünkü sen çağırdın ben geldim, ve her şey anlam kazandı Sevgili @DORA MOON.
Ne dedik, nihayetinde anlamlı olan kubbedeki hoş seda. Ümit ederim ki öyle kalacaktır.





Adres yakın, muhitin kolayca bulunur düzeyde idi. Bu andaki yönlendirmen, zamanlaman çok yerindeydi. Birkaç tarif ve kolayca giriş ile az sonra karşılaşacağım manzara karşısında içimdeki derin heyecan anbean katlanıyordu.
Ve kapıyı açtığında sana bakmak…öyle kolay değil belki sıradan bir insanın düşündüğü gibi.. Hayat duruyor bende o anda. Gözlerin… tarifsizdi. Bir bakışta insanın savunmasını düşüren, içinde hem şefkati hem kararlılığı taşıyan, derin ve çarpıcı. Bazen sessizce, bazen gülümseyerek söylüyorsun her şeyi. Bakışlarınla konuşuyorsun. Ve ben her defasında yeniden dinliyorum seni, sadece gözlerinle bakışıyorum, konuşuyorum gibi.
Saçların, yağmurdan kaçarken rüzgarla birlikte hafifçe savruluyor gibi, sürekli yüze düşen perçemleri kaldırmakla uğraştırıyor seni. O anda zaman yine duruyor. Rüyayı değil gerçeği yaşadığımı hissediyorum. Varlığınla. Tenin, tene dokunmadan hissettiği bir sıcaklık gibi. Alevleniyorum. Sessiz ama güçlü. Zarif ama etkileyici. Kalabalığın içinde bile seni seçerim bu hisle, çünkü yürüyüşünde bile bir duruluk mevcut. Kararsızlığa hiç yer yok sende. Ne istediğini bilen bir bilgelik taşıyorsun gözlerinde, tavırlarında. Ve de zeka beraberinde de ince bir akıl.
Ev ortamın yeni, senin tabirinle mütevazi ve fakat her bir köşesi özenilmiş, eksikler varsın olsun batmıyor neticede hiç bir şey gözüne insanın. Temizlik, ortamdaki rahatlık, içilen onca sigaraya rağmen hava temizleyicin, bunlar hep ince bir özenin parçası. Duble Türk kahvesi ikramın nadide, temizliğin, nefis kokun, kremlerin her biri ayrı ayrı düşünülmüş, içine çekilesi zerafet sahibi bir kadının olmazsa olmazları.
Özel anların, isteğin, arzun, ben odaklı davranman, isteklerimi ön planda tutman, hep bana odaklanman ve de tenin tene değdiği o vakitlerdeki ihtişamın ve de şehvetli bakışların muazzam. Kişi, kişinin aynası işte. Dediğimiz gibi ne verirsen, onu alırsın hep bu hayatta.
Yanındayken zamanın hızlı akmasından söz etmiştim sana… Ama daha doğrusu şu: Su bile yanında yavaş kalıyor. Çünkü seninle geçen 3 saatin her dakikası, içi anlamla dolu birer anıya dönüşüyor. Sözlerinle değil sadece, varlığınla iz bırakıyorsun. Gülüşün, ince bir yağmur sonrası açan bahar güneşi gibi. Parlak ama yakmayan. Sadece içini ısıtan.
Ve sonra o sadelik... Küçük detayları fark edişin, düşünceli hâllerin, bazen dalışların.. Yalnızca kendini değil, karşısındakini de taşıyan bir zarafetin var. Bu yüzden yanında olmak, sadece bir yakınlık değil, bir bütünlük, ki tamamlanıyor seninle.
Sen güçlü bir ruhsun. Vazgeçmeyen, dağılıp savrulmayan… Odağını hiç kaybetmeden yürüyen bir karakter. Hayranlık uyandıran bir tutarlılık. Sadece güzelliğinle değil, derinliğinle etkiliyorsun. Bu şehirde binlerce yüz var ama senin auran... dokunmadan sarıyor insanı.
O yağmurlu İstanbul gününde birlikte olabilmek sadece bir tevafuk değil, yazılmış bir sayfa, bir kaderdi sanki. O büyü, seninle tamamlanmış oldu. Dönüş yolumdaki her bir damlada yeniden hatırladım yaşananları. Çünkü sen çağırdın ben geldim, ve her şey anlam kazandı Sevgili @DORA MOON.
Ne dedik, nihayetinde anlamlı olan kubbedeki hoş seda. Ümit ederim ki öyle kalacaktır.



































