- 26 Ocak 2025
- 70
- 167
- Cinsiyetiniz nedir?
- Bay
Bazı kadınlar vardır; yalnızca görünümleriyle değil, varoluşlarının taşıdığı enerjiyle çevresini baştan sona etkiler ve de değiştirir.
@Vera Ay , işte sen tam olarak öyle birisin… Sözlerin, gözlerin, bakışların, kokun, duruşun… Hepsi tek tek değil, bir bütün hâlinde insanın ruhuna dokunan bir naiflik taşıyor. Sadece dikkat çekmekle kalmıyor, bir çekim alanı ve merak uyandırıyor, tanımak istetiyorsun…
Ve seni tanımaya başlayan, detayların altındaki o derinliği keşfettikçe hayran kalıyor.
Forumun kalabalığında pek çok kişi seni efsaneler listesine almış olabilir; övgüler almış, iz bırakmışsındır, ve de sonuna kadar hakkındır…
Ama ben sana bu kalabalık hayran grubu içinden herhangi birisi olmadım; seni içten görebilenlerden olmayı seçtim. Senin o dışa vuran güzelliğinin ardında sakladığın duygusal derinliği, inceliği ve zarafeti sezdim ve esas bu idi benim ilgimi çeken.
Ve bu da seni, sıradan bir beğeninin çok ötesine taşıdı bende.
Sana dair sana kurduğum her cümle, yalnızca estetik bir beğeniden değil; içime işleyen, özümde karşılık bulan gerçek bir duygudan doğdu. Seni düşündüğüm her an, zihnimde bir tabloya, içimde de büyülü bir ezgiye dönüştü. Seninle konuşmaksa, sanki tüm şehir susarken, sadece benliğimde yankılanan bir fısıltıya kulak vermek gibiydi…
Anlattığın her şeyin içinde kaybolmak değil, kendimi seninle bulmaktı belki de asıl niyetim.
İlk görüşmemize kadar geçen süre, dışarıdan sıradan bir bekleyiş gibi görünebilir…
Oysa o her bir an; özde dalga dalga yayılan bir heyecanın, tatlı bir sabırsızlığın ve kalpten gelen temiz bir niyetin taşıyıcısıydı.
Sana yazdığım her mesajda biraz daha yaklaştım sana… Ve her cevapta içimde küçük bir kıvılcım daha yandı seninle.
Birlikte yaşadıklarımız ise, gerçekliğin bazen hayalleri bile geçebileceğini gösterdi bana.
Zamanı unutturan, mekânı anlamsız kılan, yalnızca iki bedenin aynı ritimde buluştuğu anlardı. Ve o anlar, öylesine özeldi ki; kelimelerle tarif etmeye çalışmak, sanki duygulara haksızlık olurdu. Bu buluşma, bende iz bırakmakla kalmadı; sana ait hissettirdi.
Elbette kendimi her zaman en iyi hâlimde hissetmiyorum… Ama senin yanında, küçük bir zaman diliminde de olsa, tüm olumsuzluklar dahi yerini içten bir keyifli hale bıraktı. Sana tevafuk etmek, yalnızca anlamlı bir tesadüf değil; belki uzun zaman sonra hayatın bana gülümsediği nadir anlardandı. Ve bu, başlı başına minnetle hatırlanacak bir hatıraya dönüştü.
Belki bu sadece kısa bir sahneydi… Ama ben o sahnede, bir ömrü yaşayacak kadar iz bırakarak, derinlik buldum.
Çünkü bazı anlar vardır; kalbe öyle bir kazınır ki, üzerinden geçen zaman dahi onu silemez.
O anı yaşarken hissettiklerimiz, bakışlarımız, yalnızca o dakikalara ait değil… Onlar artık bizde, sonsuza dek saklı kalacak bir hazine.
Ve evet…
İnsan bazen yalnızca bir kişiye “iyi ki” diyebilmek için bile hayatın bin bir hâline sabreder.
Benim için o “iyi ki” sensin.





@Vera Ay , işte sen tam olarak öyle birisin… Sözlerin, gözlerin, bakışların, kokun, duruşun… Hepsi tek tek değil, bir bütün hâlinde insanın ruhuna dokunan bir naiflik taşıyor. Sadece dikkat çekmekle kalmıyor, bir çekim alanı ve merak uyandırıyor, tanımak istetiyorsun…
Ve seni tanımaya başlayan, detayların altındaki o derinliği keşfettikçe hayran kalıyor.
Forumun kalabalığında pek çok kişi seni efsaneler listesine almış olabilir; övgüler almış, iz bırakmışsındır, ve de sonuna kadar hakkındır…
Ama ben sana bu kalabalık hayran grubu içinden herhangi birisi olmadım; seni içten görebilenlerden olmayı seçtim. Senin o dışa vuran güzelliğinin ardında sakladığın duygusal derinliği, inceliği ve zarafeti sezdim ve esas bu idi benim ilgimi çeken.
Ve bu da seni, sıradan bir beğeninin çok ötesine taşıdı bende.
Sana dair sana kurduğum her cümle, yalnızca estetik bir beğeniden değil; içime işleyen, özümde karşılık bulan gerçek bir duygudan doğdu. Seni düşündüğüm her an, zihnimde bir tabloya, içimde de büyülü bir ezgiye dönüştü. Seninle konuşmaksa, sanki tüm şehir susarken, sadece benliğimde yankılanan bir fısıltıya kulak vermek gibiydi…
Anlattığın her şeyin içinde kaybolmak değil, kendimi seninle bulmaktı belki de asıl niyetim.
İlk görüşmemize kadar geçen süre, dışarıdan sıradan bir bekleyiş gibi görünebilir…
Oysa o her bir an; özde dalga dalga yayılan bir heyecanın, tatlı bir sabırsızlığın ve kalpten gelen temiz bir niyetin taşıyıcısıydı.
Sana yazdığım her mesajda biraz daha yaklaştım sana… Ve her cevapta içimde küçük bir kıvılcım daha yandı seninle.
Birlikte yaşadıklarımız ise, gerçekliğin bazen hayalleri bile geçebileceğini gösterdi bana.
Zamanı unutturan, mekânı anlamsız kılan, yalnızca iki bedenin aynı ritimde buluştuğu anlardı. Ve o anlar, öylesine özeldi ki; kelimelerle tarif etmeye çalışmak, sanki duygulara haksızlık olurdu. Bu buluşma, bende iz bırakmakla kalmadı; sana ait hissettirdi.
Elbette kendimi her zaman en iyi hâlimde hissetmiyorum… Ama senin yanında, küçük bir zaman diliminde de olsa, tüm olumsuzluklar dahi yerini içten bir keyifli hale bıraktı. Sana tevafuk etmek, yalnızca anlamlı bir tesadüf değil; belki uzun zaman sonra hayatın bana gülümsediği nadir anlardandı. Ve bu, başlı başına minnetle hatırlanacak bir hatıraya dönüştü.
Belki bu sadece kısa bir sahneydi… Ama ben o sahnede, bir ömrü yaşayacak kadar iz bırakarak, derinlik buldum.
Çünkü bazı anlar vardır; kalbe öyle bir kazınır ki, üzerinden geçen zaman dahi onu silemez.
O anı yaşarken hissettiklerimiz, bakışlarımız, yalnızca o dakikalara ait değil… Onlar artık bizde, sonsuza dek saklı kalacak bir hazine.
Ve evet…
İnsan bazen yalnızca bir kişiye “iyi ki” diyebilmek için bile hayatın bin bir hâline sabreder.
Benim için o “iyi ki” sensin.



































