- 14 Eyl 2016
- 9
- 64
- Cinsiyetiniz nedir?
Bu kullanıcıyla anlaşma yapmak istiyorsanız, engellendiğini lütfen unutmayın.
Hesapladım. 140 bin küsür 2 saatmiş yaşım.
Mutlu - mutsuz 2 saatler, neşeli - kederli 2 saatler, bomboş - dopdulu 2 saatler, bir sürü sıfatı olan - olmayan 2 saatler... Geçmiş 140 bin küsürü ama hatırlayamamışım çoğunu...
Her çeşidinden 2 saatten kalakalan birkaç "an" olmuş geriye...
İlk "aşk", Yaş 9, platonik, birkaç bin küsür 2 saat -çocuksu da olsa- sevmekle geçmiş... ama ne o sevmek, ne yüzü, ne adı; hiç biri hatırımda kalmamış, hiç biri... peki ya yakalamaca oynarken ilk kez kolunu tuttuğum o an?
Dedem rahmetli. 40 gece yoğun bakım, bitkisel hayat, 5 küsür 2 saat yanında bekle, konuş bir umut... ama ne o umutsuzluk, ne o acı, yorgunluk; hiçbiri hatırımda kalmamış, hiçbiri... Peki ya bir gün, ben öyle havadan sudan konuşurken "teşekkür ederim" der gibi gözüme baktığı o an?
Bütün ömür birkaç "an"a bakmışmış ve bakmaya devam ediyormuş esasında. Geriye kalan binlerce küsür 2 saat, belki o birkaç "an" yakalanır da güzel bir "anı" bırakabilsinmiş diye sanki.
Dün, benim ömrümün 1 küsür 2 saati İmge ile geçti.
"Bir sigara daha yakma, beni öp" dediği an... Aynadaki o güzel kadının bakışlarını gördüğüm an... "Elinde olduğum" o an... Birbirimize karıştığımız, konuştuğumuz, gülüştüğümüz, paylaştığımız her bir an... Gördüğüm, dokunduğum, hissettiğim her şeyden, yaşamaktan çıldırırcasına zevk aldığım o anlar...
Evden nasıl çıktım, arabaya nasıl bindim, radyayu nasıl açtım, bilemediğim anlar...
Sonra radyoda çalan o şarkı.
"Her anın aklımda, her kıvrımın..."
Mutlu - mutsuz 2 saatler, neşeli - kederli 2 saatler, bomboş - dopdulu 2 saatler, bir sürü sıfatı olan - olmayan 2 saatler... Geçmiş 140 bin küsürü ama hatırlayamamışım çoğunu...
Her çeşidinden 2 saatten kalakalan birkaç "an" olmuş geriye...
İlk "aşk", Yaş 9, platonik, birkaç bin küsür 2 saat -çocuksu da olsa- sevmekle geçmiş... ama ne o sevmek, ne yüzü, ne adı; hiç biri hatırımda kalmamış, hiç biri... peki ya yakalamaca oynarken ilk kez kolunu tuttuğum o an?
Dedem rahmetli. 40 gece yoğun bakım, bitkisel hayat, 5 küsür 2 saat yanında bekle, konuş bir umut... ama ne o umutsuzluk, ne o acı, yorgunluk; hiçbiri hatırımda kalmamış, hiçbiri... Peki ya bir gün, ben öyle havadan sudan konuşurken "teşekkür ederim" der gibi gözüme baktığı o an?
Bütün ömür birkaç "an"a bakmışmış ve bakmaya devam ediyormuş esasında. Geriye kalan binlerce küsür 2 saat, belki o birkaç "an" yakalanır da güzel bir "anı" bırakabilsinmiş diye sanki.
Dün, benim ömrümün 1 küsür 2 saati İmge ile geçti.
"Bir sigara daha yakma, beni öp" dediği an... Aynadaki o güzel kadının bakışlarını gördüğüm an... "Elinde olduğum" o an... Birbirimize karıştığımız, konuştuğumuz, gülüştüğümüz, paylaştığımız her bir an... Gördüğüm, dokunduğum, hissettiğim her şeyden, yaşamaktan çıldırırcasına zevk aldığım o anlar...
Evden nasıl çıktım, arabaya nasıl bindim, radyayu nasıl açtım, bilemediğim anlar...
Sonra radyoda çalan o şarkı.
"Her anın aklımda, her kıvrımın..."




































