- 23 Eki 2025
- 146
- 200
- 26
- Cinsiyetiniz nedir?
- Bay
Selamlar.
Yaz olmasına rağmen gece vakti havanın soğuğunu içine çekmişti ana karakter. Tekrar yola revan olması gerektiğini anladığında iş işten çoktan geçmişti. Uzun yollar arşınlanacak, virajlı yamaçlar dikkatle geçilecek ve minyon kontes (Prenses Ciklet) krallığına giriş yapılacaktı.
Minyon olmasından dolayı kolayca başa çıkacağını düşünüyordu ama bilmediği bir şey vardı. Minyondu falan lakin tehlikeli bir avcıydı karşısındaki, damarına basıldığında elinde beliren bir bıçağı bile vardı...
Vakit gelmişti kontesi huzurunda daha da bekletmek olmazdı...
Kapı açıldığında böyle bir güzelliğin tezahür edeceğini beklemiyordum. Çıtı pıtı, bıcır bıcır bir kadın karşımdaydı. Daha birbirimizi görür görmez birbirimize sarılır sarılmaz çok keyifli saatlerin yaşanacağına kanlı canlı şahit olmuştum.
Üzerinde çok güzel bir mini etek ve askılından görünen göğüsleri her saniye Yüzüklerin Efendisi yüzük sahnesi gibiydi. Kendimi Smeagol gibi hissetmeme sebep oldu.
Tanışma kısmındaki sohbetlerimizde yer yer bıcır bıcır ince tiz sesle konuşman, ufak ufak yanıma doğru gelip sokuluşun ve tabii sarhoş edici kokunun içime nüfuz edişi ve göğüslerini cüretkar bir tavırla göstererek şekerpareye olan düşkünlüğümden yararlanarak ''Sizi odama götürebilir miyim Beyefendi?'' diyerek
Prenses Ciklet'in odasına doğru yol almıştık.
Aynalı dolapta birbirimize sarmaş dolaş hallerimiz yatağa doğru eğilirken arkandan kavrayıp kendime doğru çekip teninin yumuşaklığını hissetmem ile birlikte ambiyans için kullandığımız lambanın da yanmasıyla gözlere şaşkınlık verecek bir şölen niteliğinde ki manzarayı kolay kolay unutmam mümkün değil.
Oral yaparken o keyifli keyifli inlemeleri başımı pik noktandayken bastırman bacaklarını kapatmaya çalışman sonra kalkıp dudaklarımızın kavuşması hala içim gıcıklanıyor. Zaman zaman 'Sen çok yaramazsın, cezalandırılman lazım.' dememden sonra ince sesiyle 'Hayır yaramaz birisi değilim, hiçbir şey yapmıyorum ki.' gibi konuşmaların, duvarların dili olsa da konuşsalar keşke.
Gelelim bir diğer oral mevzusuna; o ellerin, dilin dudakların nasıl bu kadar yumuşak olabilir kadın senin. Tükürüşün, dokunuşun, dilin her darbesinde içimde bitmek tükenmek bilmeyen bir coşku vücudumun her yerinde bir Sinaps dalgasının oluşumuyla kaynıyordu resmen.
Misyonerde, Doggyde ışığın da cezbedici bir şekilde aydınlatmasıyla boynunun, göğüslerinin ve o mükemmel poposunun ahenk ile dans ettiğini gördüm resmen.
Her saatte bunları yaşayarak çok güzel keyifli bir şekilde 5 saatlik programımızın ne ara bittiğini anlayamadım doğrusu, hani bazı şeylerin tadı damakta kalır ya işte gerçekten öyle bir durum yaşandı.
Bir kaç kuble de kendisi hakkında yazmak istiyorum Prenses Ciklet anladığım kadarıyla çok harbi kadın, damarına basılmadığı sürece kedi gibi ama damarına basıldığında ise kulağında Sela okunmaya başlıyor. Zaten iki tane bununla ilgili dövmesi var
Tabii önce kendisi de bunu kabul etmek istemedi yani içten içe kabul ediyordu ama tam da söylemiyordu ki ilerleyen süreçte bunu kabul etti. Ben şahsen korktum, hani şu elinde bıçak olan sevimli civciv ya da cehennem tahtında oturmuş masum minik kedi var ya işte tam olarak kendisidir.
Halbuki hiç Balık burcunun da böyle bir özelliği yok, garip. Nadide bir örnek olabilir
Son olarak, ziyadesiyle keyif aldığım ve hayatıma katmaktan mutluluk duyduğum birisi oldun. Umarım aklındaki ve hayallerindeki her şeye en kısa ve zahmetsiz şekilde ulaşırsın.
Vesselam.

Yaz olmasına rağmen gece vakti havanın soğuğunu içine çekmişti ana karakter. Tekrar yola revan olması gerektiğini anladığında iş işten çoktan geçmişti. Uzun yollar arşınlanacak, virajlı yamaçlar dikkatle geçilecek ve minyon kontes (Prenses Ciklet) krallığına giriş yapılacaktı.
Minyon olmasından dolayı kolayca başa çıkacağını düşünüyordu ama bilmediği bir şey vardı. Minyondu falan lakin tehlikeli bir avcıydı karşısındaki, damarına basıldığında elinde beliren bir bıçağı bile vardı...
Vakit gelmişti kontesi huzurunda daha da bekletmek olmazdı...
Kapı açıldığında böyle bir güzelliğin tezahür edeceğini beklemiyordum. Çıtı pıtı, bıcır bıcır bir kadın karşımdaydı. Daha birbirimizi görür görmez birbirimize sarılır sarılmaz çok keyifli saatlerin yaşanacağına kanlı canlı şahit olmuştum.
Üzerinde çok güzel bir mini etek ve askılından görünen göğüsleri her saniye Yüzüklerin Efendisi yüzük sahnesi gibiydi. Kendimi Smeagol gibi hissetmeme sebep oldu.
Tanışma kısmındaki sohbetlerimizde yer yer bıcır bıcır ince tiz sesle konuşman, ufak ufak yanıma doğru gelip sokuluşun ve tabii sarhoş edici kokunun içime nüfuz edişi ve göğüslerini cüretkar bir tavırla göstererek şekerpareye olan düşkünlüğümden yararlanarak ''Sizi odama götürebilir miyim Beyefendi?'' diyerek
Prenses Ciklet'in odasına doğru yol almıştık.
Aynalı dolapta birbirimize sarmaş dolaş hallerimiz yatağa doğru eğilirken arkandan kavrayıp kendime doğru çekip teninin yumuşaklığını hissetmem ile birlikte ambiyans için kullandığımız lambanın da yanmasıyla gözlere şaşkınlık verecek bir şölen niteliğinde ki manzarayı kolay kolay unutmam mümkün değil.
Oral yaparken o keyifli keyifli inlemeleri başımı pik noktandayken bastırman bacaklarını kapatmaya çalışman sonra kalkıp dudaklarımızın kavuşması hala içim gıcıklanıyor. Zaman zaman 'Sen çok yaramazsın, cezalandırılman lazım.' dememden sonra ince sesiyle 'Hayır yaramaz birisi değilim, hiçbir şey yapmıyorum ki.' gibi konuşmaların, duvarların dili olsa da konuşsalar keşke.
Gelelim bir diğer oral mevzusuna; o ellerin, dilin dudakların nasıl bu kadar yumuşak olabilir kadın senin. Tükürüşün, dokunuşun, dilin her darbesinde içimde bitmek tükenmek bilmeyen bir coşku vücudumun her yerinde bir Sinaps dalgasının oluşumuyla kaynıyordu resmen.
Misyonerde, Doggyde ışığın da cezbedici bir şekilde aydınlatmasıyla boynunun, göğüslerinin ve o mükemmel poposunun ahenk ile dans ettiğini gördüm resmen.
Her saatte bunları yaşayarak çok güzel keyifli bir şekilde 5 saatlik programımızın ne ara bittiğini anlayamadım doğrusu, hani bazı şeylerin tadı damakta kalır ya işte gerçekten öyle bir durum yaşandı.
Bir kaç kuble de kendisi hakkında yazmak istiyorum Prenses Ciklet anladığım kadarıyla çok harbi kadın, damarına basılmadığı sürece kedi gibi ama damarına basıldığında ise kulağında Sela okunmaya başlıyor. Zaten iki tane bununla ilgili dövmesi var
Tabii önce kendisi de bunu kabul etmek istemedi yani içten içe kabul ediyordu ama tam da söylemiyordu ki ilerleyen süreçte bunu kabul etti. Ben şahsen korktum, hani şu elinde bıçak olan sevimli civciv ya da cehennem tahtında oturmuş masum minik kedi var ya işte tam olarak kendisidir.
Halbuki hiç Balık burcunun da böyle bir özelliği yok, garip. Nadide bir örnek olabilir
Son olarak, ziyadesiyle keyif aldığım ve hayatıma katmaktan mutluluk duyduğum birisi oldun. Umarım aklındaki ve hayallerindeki her şeye en kısa ve zahmetsiz şekilde ulaşırsın.
Vesselam.





































